15 Haziran 2007 Cuma:

“Tabutu çalınan cemaat”, yılmadı, yırttı kefeni:
ÖSS’ye İnat Yaşasın Hayat!

23 Mayıs 2007 Çarşamba:

Cüppeli generallere ve onların güvelerine karşı Hayalgücü ve gençliğin vicdanı eylemde

19 Mayıs 2007 Cumartesi:

"19 Mayıs firarileri" iş başında

30 Nisan 2007 Pazartesi:

Sadece Bodrum Paşası'nı dinleriz, faşist korku filmini bir daha izlemeyeceğiz!

14 Nisan 2007 Cumartesi:

Araf: Artık yeter lan!

29 Mart 2007 Perşembe:

%52, Koç Holding ile taşak geçti!

17 Mart 2007 Cumartesi:

Zoom'cu Mesut'a cevap

15 Mart 2007 Perşembe:

"Lanetlitepe"den Kocaeli sokaklarına Araf



Göztepe-Bostancı %52 hattından gece görüntüleri (17 Kasım)

Son 3 mesaj...

yusuf (16 Nisan 2008)

arkadas lar yasim 30 olamasina ragmen sizin eylemleriniz ze ozel...

UkaLa_CocuK (25 Mart 2008)

Sitenizi Devamlı Takip Ediyorum... Sizi Destekliyorum. ece arkadaşımın dediği gibi...

ece (6 Mart 2008)

merhaba bn izmrden ece dünden beri afişleri coqaltıp daqıtyorum a4 boyutunda...




ofke@yuzde52.org

nedir@yuzde52.org



YEŞİL VE

CUMARTESİ

Gözlerini para bürümüşlere dolar saçtık.
Elleri kanlı soyguncuların havuzlarına oraya yakışan rengi verdik!

14 Mayıs Çarşamba

Cevahir Soygun Merkezi

Tepe Nautilus Soygun Merkezi

Tükete tükete tükenenlere %52’den büyük katkı!

Kapitalizmin kutsal tüketim günlerinden, annelerin gelecek yatırımı çocuklarından “avans” çektiği, kredi kartı bonusuna “ana sevgisi” illüzyonunun yüklendiği “anneler günü”nden bir gün önce, İstanbul’daki iki soygun merkezine soyulmaya gelmiş tüketicilere dolar saçtık.

Tüm dolarları dağıttıktan, insanlar güzelce kapıştıktan sonra, bir buçuk yıl önce 16 yaşındaki Burak ve 3,5 yaşındaki Ayşenur’a mezar olan Cevahir Soygun Merkezi’nin gösterişli ve fıskiyeli havuzunu kan kırmızısına çevirdik.

“Anneler günü”, kredi kartı son ödeme tarihlerinin intiharlarla hayat limitine dönüştürüldüğü bu tükeniş kültüründe, cepteki son kuruşun dahi gaspçıların kasasına akıtıldığı, gaspçıların kutsal soygun gününe tüketicilerin de güle oynaya “beni de (s)oyun” diye katıldığı bir tüketim ayini ve bu ayinde artık her sınıfa göre çeşitlenen kutsal tüketim/soygun mabetleri hınca hınç dolar. Biz de bu mabetlerden Cevahir Soygun Merkezi ile Kadıköy Tepe Nautilus’a aynı günde ve aynı saatlerde iki ziyaret gerçekleştirdik.

Neler olup bittiğini videolardan izleyebilirsiniz zaten. Ama nasıl olduğunu buradan okuyabilirsiniz: 10 Mayıs öncesinde oturduk, her bir ayrıntısına özen gösterdiğimiz çeşitli dolarlar hazırladık. (Dolarları görmek için tıklayın). 100’lük ve 52’lik banknotlar halinde tomar tomar dolarları cebimize doldurduk, kan kırmızısı gıda boyası kavanozunu çantamıza koyduk, 10 adet kamerayı ekiplere paylaştırdık, eh, çabuk çakılmayalım diye şöyle şıkça da giyindik ve 10 Mayıs’ta soygun merkezlerinin yolunu tuttuk. %52 Öfkenin Hayal Güçleri’nin ortaklaşa organize ettiği eylem için, Robertson&Cumali, Gerçekleri Söylemekten Tırsanlar Kulübü, Yeldeğirmeni Otonomu ve MALlama’dan eylemciler Cevahir Soygun Merkezi’ne, Mor(+), Korsan, Gülsuyu Otonomu ve Cemiyet-i Hergele’den eylemciler de Kadıköy Tepe Nautilus Soygun Merkezi’ne gitti. Paranın saçılacağı ve beş farklı açıdan çekimlerin yapılacağı yerlerimizi seçtik (kan havuzunun yeri zaten belli) ve havadan dolarlar yağmaya başladı.

Boyut ve renk olarak gerçeğiyle aynı dolarlar yere yaklaştıkça gördüklerimiz karşısında “gözümüz korktu” mu demeliyiz, yoksa “bildiğimiz çıktı” mı, tam emin değiliz. Paraları çaktırmadan cebine/cüzdanına atanlar, kendisi rezil olmamak için paraları çocuklarına toplatanlar (kutsal anneler!), yağan para karşısında ilk şaşkınlığını attıktan sonra yere kapananlar… En laikçi politikacıların mahalle baskısı zırvalıklarının malzemesi ve destekçisi kadınların da başörtülü kadınların da doları görünce diz çökmesi, iktidar borazanı analizciler tarafından “işte toplumsal barış” olarak mı yorumlanmalı, yoksa kavram uydurma yarışına biz de “kapitalizm baskısı”yla katılabilir miyiz, bunu ahkâm kesicilere bırakıyoruz. Panik yaşayan özel güvenliklerin bazılarının dolara (gerçek sanıp) atlaması da gözlerimizi yaşarttı (gülmekten). Ama sanırız, üst katlardan birinde çekim yapan arkadaşımıza yaklaşan bir kişinin söylediği şu söz durumu özetliyor: “Gerçekse, şurdan atlarım aşağıya!” Aslında birebir gerçek dolar atmamamızın bir sebebi de bu ihtimalden çekinmemizdi gerçekten de!

Daha inşaatı sürecinde bir işçinin öldüğü, açıldıktan bir süre sonra 13 gün arayla Burak ve Ayşenur’un canını alan, gençlerin güvenlikçiler tarafından arka odalara çekilip dövüldüğü Cevahir Soygun Merkezi’nin o cafcaflı tüketim cilasının altındaki kanı havuzundan açığa çıkarmak ise bu soyguncu katillere karşı ayrı bir hatırlatmaydı. Aşağılık soyguncular, kardeşlerinin Burak’ı ve Ayşenur’u unutmadığını bilin. Panik içinde ortalıkta dolaşan güvenlikçilerinize hiç güvenmeyin, onlar biraz önce dolar kapışıyordu! Ellerinizdeki kanı görüyoruz, sizin “alan memnun satan memnun”lu tüketim ayinlerinize soyulmaya gelenlerle yaptığınız vicdansızlık ittifakı bunu örtemez!


Saçtığımız dolarlardan bir örnek. Hepsini görmek için tıklayın

Sonuç olarak, bu videolardaki görüntülerle yaşadığımız topraklarda gaspçı sistemin pompaladığı insanlık durumuna dair değişik açılardan analizler yapılabileceğini düşünüyoruz.

Başlangıç olarak ise, bu, sadece adımlardan biriydi! Hayatlarımızı gasp etmeye çalışanların paralı-kanlı-iktidarlı yüzlerini teşhir edip özgürlükten ve insanlıktan yana adımlar atmak ve hayalgücünü eyleme geçirmek için şimdi bahar güneşinin eşliğinde havayı daha da ısıtma zamanı! Zalimlerin gücüne karşı hayalgücü eylemlerinin yaratılmasına hayalgücüyle katılmak isteyenlere çağrımızdır: Haydi! Önümüzdeki günlerde daha atacak çok adım var! İktidarların hayatlarımıza saldırdığı her yerde, tüm saldırıların karşısında hayalgücümüzün ve öfkemizin özgürlük ve hayat için ayakta olduğunu gösterelim.

Bütün ayrıntılar için:


Öfkenin izi Gülsuyu duvarlarında

15 Mayıs Perşembe - İktidarların hayatlarımızı daha fazla gasp etmek için ördüğü duvarlarda %52’nin yolculukları sürüyor. Gülsuyu Otonomu, öfkeyi Gülsuyu duvarlarından da iktidarların yüzüne çarpma adımlarını afişlerle de sürdürdü. Özellikle Ertuğrul Gazi Lisesi ve civarındaki mahallelerde, gündüzden başlayıp geceye uzanan afişleme yapıldı. Özgürlüğün duvarlarda bıraktığı izler artarak sürecek.


%52 ile Yıldız’ın duvarlarında güzel bir gün daha

24 Nisan Perşembe - Bugün %52, Yıldız Üniversitesi duvarlarında dolaştı. Dışarıda ve içeride duvarları donattıktan sonra, hava biraz serince olsa da, deniz kokusunu içine çekmek için her zamanki gibi Beşiktaş sahiline indi.


%52'den bahara yakışan, duvara yapışan afişler

21 Nisan Pazartesi - Elimizdeki kostik kiloluktu tabii, ama biz hepsini kullanmadık. (Kalanla sonra dışarıyı yapacağız.) Kaba boşalttık, suyla güzelce karıştırdık, Boğaz manzarasında elde fırça ve %52’nin yeni afişleri, bir de kostik dolu leğenle dolaşmak nasılmış, bir bakalım dedik. Güneyden kuzeye hem yürüdük, hem de duvarları donattık.


20 Nisan Pazar - Dün, gün bitmeye yüz tutmuş, yanda gördüğünüz gibi aşçılar eve gitmek için son hazırlıklarını yaparken, %52’nin çocukları da matbaadan sıcak sıcak yeni gelmiş afişlerle sokakları dolaşmaya başladı. Hani, afişler de bahara gerçekten yakışacak afişler oldu. Gerçi gaspçı iktidarlar ve eğitimci zebaniler hiç hoşlanmayacak, ama %52'nin çocuklarının bu afişleri duvarlara yapıştırmaktan keyif alacağına eminiz.

Gözüne afiş için güzel duvarlar kestirmiş olanlar, okul yolunun sıkıcılığını bozmak isteyenler, sokağa eli dolu çıkıp eve eli boş dönmeyi sevenler, gittiği kafede-kitapçıda özgürlük izi bırakmak isteyenler ve tabii bir de, herkes uykuda bilmem kaçıncı kabusunu görürken sokakları uyanık tutan gecenin çocukları, afişleri edinmek için iletişime geçebilirler.

Unutmadan: Afişlerin baskısı gerçekten güzel olmuş, ama sayısı az.

Hemen gelip alabilirsiniz: Serasker Cad. Osmancık Sok. Talatbey Apt. No:11/4 Kadıköy - İstanbul


Sessizliğe bir 'fısss' da sen de!

Tacizci kapı ağası! Donunu (yine) unutmuşsun!

Okulda kızların eteklerini dikkatle inceleyip ‘donlu’ laflarla taciz eden kapı ağası sapık Salih Ağa’ya düşürdüğü içi boklu donunu 18 Nisan gecesi bir daha geri verdik. Kendisine donunu geçen Ekim'de geri vermiştik ama baktık ki sahip çıkamamış, okulun demir parmaklıklarına sapladık.

Sapık Salih nasıl morardı >>>


Duvarlarınızı yıkmadan önce son uyarı!

Gecenin çocukları olarak uykuya dalıp kabus görmek yerine, bisikletlerimize atlayıp çalınan hayallerimizi geri almak için sessizliğe "fıssssssss" dedik.

Video ve fotoğraflar >>>


Zebanilere posta koymada klasik tarz

Artık her şey e-maille işlese de biz klasik posta tarzının da özellikle eğitimci zebanileri çıldırtma-morartma alanında kullanılabileceğini düşünüyoruz. O yüzden de, kalemi-kağıdı elimize aldık, sevgili öğretmenciklerimiz ve okulları hakkındaki tüm samimi düşüncelerimizi kelimelere döktük.

Şikayetnâme için >>>


Öğrenci Soygun Sisteminin kalesine ziyaret

Kadıköy’ün köklü ÖSS soyguncularından Final Dershanesi’nin duvarlarını ve çevresini karalayalım dedik. Sonuç mu?

Video ve fotoğraflar >>>


Tükeniş toplumuna yeni sezon ürünleri!

Çamaşır suyunu parfüm şişelerine, şırıngalara ve şaka yüzüklerimize doldurduk. Daldık Bahariye’deki en pahalı mağazalara...

Defileye davetlisiniz >>>

Moda yolunda %52'li bir bahar gezintisi

Baharın tatlı sıcaklığı kendisini yavaştan hissettirirken, sokaklarını
%52'nin süslediği bir Moda gezisi…

Gezmek için >>>

Pendik Denizcilik’i Korsan bastı!

Her zaman kaçmaya çalıştığımız duvarlardan bu sefer girdik geceden, okulun içine, dışına, altına üstüne öfkemizi ve hayalgücümüzü yazdık.

Fotoğraflar, ayrıntılar >>>

 2008 Gençlik Oyunpiyatları Ana Sayfa  >>>

Her bir yanı kaplamış sistem zorunluluklarından midesi bulananlar ve özgürlüğe susamışlar!

Aklının dersli-okullu-eğitimli hapishanelerde süngere dönüşmüş olmasındansa bir karış havada olmasını yeğleyenler!

Öğretmenine, müdürüne, top oynarken maçı durdurup geçen arabaya, sistemin moron monotonluklarına, “o yasak bu zararlı” sünelerine ve hatta “eylem budur, afiş şudur” kalıplarına gıcık olanlar!

Sokakta terlemeyi ve ardından terli terli su içmeyi, dersi kaynatmayı, hocayı ağlatmayı sevenler, okulu kırmayı gurur meselesi sayanlar, baskıya-zorunluluğa-disipline-eğitime gelemeyenler!

“Çok güzel bir eylem buldum ama nasıl duyuracağım” deyip şimdiye kadar yapmaktan vazgeçmiş olanlar!

İçindeki çocuğu büyütmeyenler, 17’sinde ölmeyi reddedenler, boyun eğmeyenler, asiler, deliler, serseriler!

Başını belaya sokmaktan hoşlananlar!

GENÇLİK OYUNPİYATLARI BAŞLADI

Haydi!

Sokakları geri alıyoruz!

İktidarların kaleleri okulları iktidarlara dar ediyoruz!

 2008 Gençlik Oyunpiyatları Ana Sayfa  >>>


[ Hepsini oku ]


Bostancı İlköğretim müdüründen
14 yaşındaki gence ırkçı dayak

6 Mayıs 2008 Salı

Yer: İstanbul Bostancı İlköğretim Okulu. 6-14 yaş arasında 1500’e yakın çocuk ve gencin her gün gittiği bir okul. 8. sınıfa kayıtlı 14 yaşındaki Ş. okul bahçesinde dururken, okulun müdürü Hikmet Arslan odasının camını açıp Ş.’yi bağıra çağıra odasına çağırır. Ş.’yi odasının kapısında “karşılayan” müdür Arslan, Ş.’nin saçının uzunluğunu ve kıyafetini (ceketsiz ve spor ayakkabılı olmasını) bahane ederek, odasına çeker ve vurmaya başlar. Kulaklarını çekip tokat atarken, müdürün ağzından düşürmediği şu laflar dayağın gerçek gerekçesini gösterir: “Şuna bak, zaten Çingene çocuklarına benziyorsun, Romanlara benziyorsun, Kürtlere benziyorsun”. Ayrıca, Ş.’nin ailesiyle ilgili aşağılayıcı hakaretlerini de ağzından düşürmez. Sonra da Ş.’yi hakaretlerini ve ırkçı söylemlerini sürdürerek odasından atar.

Bu olay bugün gerçekleşti. Okuldaki çocuklara ve gençlere yönelik ırkçı-faşist söylemleri ve uygulamaları bilinen müdür, Ş.’nin ekonomik durumuyla ilgili “yorumlar”ını da ihmal etmedi!

Yaşadığımız toprakların pek çok yerinde her gün duyduğumuz, yaşadığımız müdür-öğretmen saldırıları, öğretmenlerin gençlere yönelik ortaya çıkan tacizleri, son hızla ilköğretimlere yayılıyor. Disiplinci toplama kampı uygulamaları, faşist nutuklara, ırkçı saldırılara, hastanelik edinceye kadar atılan dayaklara, küçücük çocukların hayatları boyunca unutamayacakları acılara karışıyor. Tüm bu saldırılar, politikacı ve bürokratların eğitimci gardiyanlara “çocukları dövme izni” (hatta “çocukları dövün” emri) verdiği genelge-yönetmelik-raporlarıyla kılıfına da uyduruluyor.

Bugün “liselerde şiddet"i tartışırken eğitimcilerin gençlere yaptıklarını göz ardı edenler, yakın zamanda “ilkokullarda şiddet”i tartışmaya başlarlarsa diye uyarıyoruz. Gerekçesi orada duruyor, okullarda her gün yaşanıyor! Gerçekten de, “Ey öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır!”


Bugün, herhalde, polisin bayramıydı! Devlet de, polisine “yapın yapabildiğinizce polisliğinizi” emri verdi!

1 Mayıs gaz cop dayak bayramı binlerce polis ve askerin katılımı ve devlet terörüyle “kutlandı”!

1 Mayıs 2008 Perşembe

Polisin ve askerin Taksim merkezli olarak dünden beri yaptığı “kutlama” hazırlıkları sonrasında, bugün 1 Mayıs polisin gaz bombası, tekme, tokat, tazyikli su gösterileri eşliğinde “kutlandı”. Şişli’den Galatasaray’a kadar ortalığı kaplayan gaz bulutu İstanbul Valiliği’nin “kutlama”ları daha da coşkulu kılmak için yaptığı göz yaşartıcı bir katkı oldu! Gösteriyi yapanlar polis ve asker olduğu için, pek tabii ki, halkın kutlama alanına katılması, hatta yaklaşması bile engellendi, yaklaşanlar mümkün olan en sert şekilde “etkisiz hale getirildi”. Taksim Meydanı’nda gösteri düzenleyen polislere ve onlara destek için gelen askerlere, yukarıda durmadan uçan helikopterler eşlik etti. Polisin 1 Mayıs gaz cop dayak bayramının en önemli anları, hiç kuşku yok ki, polislerin polisliklerini, devletin devletliğini gösterip insanların üzerine saldırdığı zamanlar oldu. Pek çok polisin bunca insanlıkdışı olmanın verdiği hislerle, cop yetmediğinde tekme tokatla giriştiği görüldü. İstanbul devlet terörü tarafından teslim alındı, devletin kolunun uzanamadığı yerlere gaz bombalarının uzandığı ispatlandı. Polisler “genç unsurlar” gördükleri an, zıvanadan çıkıp derhal saldırıya geçtiler! Bilhassa bir hastanenin acil servisine atılan gaz bombaları, devletin bugün hayata saldırma konusunda hiçbir sınır tanımadığını gösterdi. Polisler, bugünkü savaşın hatırına, pek çok binaya da saldırdılar, ganimet misali dağıttılar, 500’den fazla da esir alarak, insanlığa ve hayata nasıl yaklaştıklarını gösterdiler.

Taksim’deki polis gösterisini düzenleyenlerden coplu Cerrah’ın, koruma ordusuyla İstanbul’u yeniden fethetmişçesine Taksim Meydanı’na girişi ve turlaması kayda değerdi. Duvar kenarlarında sıkıştırılıp dövülenler, haniyse öldürecek kadar çok gaz bombası yiyenler, yerlerde tekmelenenler, tedavi için hastaneye gidip daha da çok hastanelik olanlar, devlete devletliğini, polise polisliğini hissettirdi. Devlet bugün bütün terörüyle İstanbul’u teslim aldı, “ben devletim” dedi. Doğru, gazıyla, dayağıyla, sıkıyönetimiyle, panzeriyle, insan-düşmanlığıyla, devlet budur! Devlet bugün Taksim’de olandan başka bir şey değildir.


Bugün 23 Nisan,
öfke doluyor insan

EKMEK YOKSA BAYRAM YİYİN!

14 yaşındaki Sercan, her gün günde sadece bir dilim margarinli ekmekle hayatta kalmaya çalışırken, geçen hafta açlığın verdiği dalgınlıkla bir arabanın altında kalıp öldü.

23 Nisan gerontokrasi ayininde, çocukları önlerinde sıraya dizip sevgi ayaklarına iktidar ayinleri yapan, tükürükler saçarak "gençlik gelecek" nutukları çeken alçaklar!

Bilin ki, öfkemiz üzüntümüzden büyük!

İnsan olduğunu unutmamış olanlar, öfkesi hayat dolu olanlar, kardeşlerimizin hayatlarını çalıp devletli-şirketli ceplerinize para ve iktidar doldurduğunuz aşağılık gaspçı sisteminize karşı Sercan'ın da öfkesiyle yürümeye devam edecek!


Kocaeli’nde imkânsızı reddeden mektuplar

1 Nisan 2008 Salı

İmkânsızın lanetinin soluduğumuz havaya karıştığı bir yerde ‘Lanetlitepe’ de imkânsızı reddedenlerin bildirileri geçtiğimiz hafta boyunca mektuplar halinde adreslerine postalandı; şimdi yanıtlar bekleniyor. Baharı selamlayanlar, herkesi, giydirilen üniformalarını çıkarıp hayatı üzerlerine giymeye ve imkânsızı reddetmek için bir adım daha atmaya çağırıyor.

Haber ve bildiri için >>>


Mezarı: Okul bahçesindeki lağım çukuru.
Mezar taşı: Okul sırası.

Eğitimci zebaniler! Unutacağımızı sanmayın!

31 Mart 2008 Pazartesi

Bu fotoğraf, dün değil, 2007 Kasımında çekildi. Dün, 5 yaşındaki Mazlum bu lağım çukurunda boğularak öldü.

Muş’ta, Kızılağaç İlköğretim Okulu’nun bahçesindeki lağım çukurunun üstü aylardır açık. Müdür, çukurun üstünü bir okul sırası ile güya kapattırmış. Dün, 5 yaşındaki Mazlum, bu çukura düştü ve boğularak öldü.

Şimdi… Haydi, “Haydi kızlar okula” kampanyaları yürüten aydınlanmalı-modernleşmeli tepeden inmeli-binmeli “eğitim şart”çılar, bunu “kaza” diye açıklayın! Haydi, kayıt parası rantiyesi okul-aile işbirlikleri, “ihmal” diye kıvırın!

Okul bahçesindeki lağım çukuru bir kardeşimizin mezarı, okul sırası da mezar taşı olmuşsa, bu ölümün her bir ayrıntısının %52’nin çocuklarının hafızasına ve öfkesine kazındığını bilin, iktidarlar! Bilin ki, hayatımızın en güzel yıllarında bizi okul denen lağım çukurlarına gömmeye çalışan siz zalimlere, Mazlum kardeşimizin yaşanamamış hayatını unutturmayacağız!

Gerçekten, sizin o çok övündüğünüz “tevhid-i tedrisat”ınızı biz de kabul ediyoruz: Tek tek her bir okulunuz, insanlığa ve gençliğe yönelik eğitim saldırısının parçasıdır; tek tek her bir okulunuz, eğitimci gübrelerle dolu bir lağım çukurudur! İktidarlarınızın, bu topraklardaki çocukları ve gençleri hiçbir şekilde umursamadığını çok iyi biliyoruz.  O mağrur ve gururluymuş gibi başınızın dik durmasının tek sebebi de, boğazınıza kadar bok çukuruna gömülmüş olmanızdır!

Hayatlarımızı lağım çukurlarınızda boğmanıza daha fazla izin vereceğimizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz!

(Not: Çocuklarını çok düşünen ana-babalar, söyleyin, sokaklar mı daha tehlikeli, okullar mı?!)


Koç tırstı, bu kez gizli gizli geldi!

Boğaziçi Üniversitesi Yeraltı Kariyer Günleri başladı!

26 Mart 2008 Çarşamba

Kariyer günleri adı altında tezgahlanan geleneksel köle pazarlarının eski tadı kalmadı. Özgürlük ve hayattan yana olanların “saldırılarından” bunalan gaspçı şirketler köle avlamaya her yıl daha az sayıda gelmeye başlayınca, her köle pazarında ranta doyan Kraliçe Ayşe ve köle komisyoncusu öğrenci mafyalamaları İK\ENSO da yıldan yıla kaybettikleri ranttan doğru paniğe kapılmış olsalar gerek ki ellerinde kalanları korumak için kariyer günlerini yeraltına çekmeye karar vermiş. Kendisiyle geçilen taşağın acısını unutamayan Koç Holding gizli gizli gelmiş, çaktırmadan köle pazarını kurup kaçmış. Nerede o her zamanki tantanalı duyurular, tanıtımlar? Nerede her duvarı kaplayan janjanlı afişler?

Koç Holding Gizli Köle Pazarının düzenleneceği tarih sır gibi saklandı, hatta düzenleneceği haber bile edilmedi. Organizasyona büyük bir gizlilik hakimdi. Bütün kariyer günü takviminin yer aldığı İK\ENSO internet sitesinde Koç Holding’in adını ara ki bulasın! Tek duyuruyu bir-iki saat önceden yollanan maille yaparak “tehlikeler” uzak tutulmak istenmiş olsa gerek. Kapıda duran gözcülerin gelenlere parola sorduğu da söylentiler arasında.

Türkiye ordusuna ölüm makineleri üretmesi, rant şebekesi üniversitesini orman katliamları üzerine inşa etmesi, küresel gaspın Irak saldırısında yaşanan katliamlardan kâr etmesi, bu toprakların en büyük kanemicilerinden olan Koç Holding’e öfke duymak için sadece bir kaç sebep. Kendisine “hoş gelmedin!” diyecek olanların varlığından haberdar olup korkusundan yeraltına çekilmek zorunda kalan Koç ve bütün gaspçılar, tırsmaya devam edin! Köle pazarlarında, rahat rahat, hayatları alıp satmanıza razı olmuyoruz. Zalimlere İnat Yaşasın Hayat diyenler, yeraltına da kaçsanız, öfkelerini suratınızda patlatacaklar!

 %52, Koç'la nasıl taşak geçmişti, hatırlayalım

 

Eylemin ayrıntıları   >>>



SEMPOZYUM%52'NİN TOPLANTI  DÖKÜMLERİNİ YAYINLAMAYA BAŞLADIK
SEMPOZYUM%52  >>>


Yine geliyorlar, havamızı, suyumuz, toprağımızı zehirlemeye… Bu kez siyanürle saldırıyor gaspçı katiller! Bergama’da, Eşme’de yaptıklarından sonra şimdi de Kaz dağlarını siyanürle dağlamaya geldiler, öyle mi? Hayır! Kazın ayağı öyle olmayacak! Yok öyle yağma, yok öyle talan! Kaz dağında mezar kazamayacaklar!

Biz ölüm değil, hayat solumak istiyoruz. Siyanürcü katilleri de, kazacakları mezarlardan ölüm getirecek altınları da istemiyoruz. Siyanürlü gaspçıların, nükleerci katillerin, turizmci yalancıların suçuna 'sus payı'yla ortak olmayacak, hayatı talan etmelerine seyirci kalmayacağız! Altın için hayatı ayaklar altına alan gaspçılara izin vermeyeceğiz.

Kaz dağlarında mezar kazıcılara yer yok!

>>>

Siyanürlü katillere hayır!


 

 

Tırsıyoruz, tırstıkça sıra bize gelecek diye daha çok tırsıyoruz. Çok fazla “Yaşasın Ölüm” sloganı var ortalıkta, ama biz hayatı seviyoruz. Hayatı boğuntuya getiren bayraklı-linçli-salyalı kütleleşmenin karşısında kem küm etmiyoruz, alttan almıyoruz, sağdan soldan kıvırmıyoruz, direkt söylüyoruz: biz harbiden tırsıyoruz. Bu terörün ortasında tırsak kalmışların da az olmadığını biliyoruz. O sebeple BİZ KAÇ TIRSAĞIZ kampanyamızı başlatıyoruz.

BÜTÜN TIRSAKLAR SAFLARI SIKLAŞTIRIN!

BİZ KAÇ TIRSAĞIZ yaz, boşluk bırak, mesajını yaz, ofke@yuzde52.org adresine yolla veya formu doldurup gönder, tırsak mesajın yayınlansın!

Hayatta kalmak için akıllı işaretler, mesajlar   >>>


Arşiv  >>>

Günün
Gübresi

16 Mayıs Cuma

Sebebi gıda mıdır yoksa şebeke suyu mu, devlet özenle saklıyor, ama Aksaray'da kitlesel zehirlenme yaşanıyor, son iki günde 2 binden fazla insan ishal, kusma ve karın ağrısı şikayetiyle hastanelere akın etti. Kitlesel kıyım yapmak için bombaya pek ihtiyaç kalmaması da "ilerleme"nin kazanımı sayılır mı?!


Sıraya girip Polat Alemdar devşirmesiyle hatıra fotoğrafı çektiren üniformalıların video görüntüleri


Öfkemize Hayat Verenler

RESMİ TARİHLERE KARŞI RESİMLİ 1 MAYIS TARİHİ

 [ Okumak için fotoğraflara tıklayın ]

>>>


Sağlığına Apo!

13 Eylül 2007 Perşembe
(Ramazanın ilk günü)
Yer: Siirt

Ooooh, götüür! Yarasın!


CumhurBUSHkanı
zaten belli!

Onun yeni Çankaya taşeronu seçildi!

28 Ağustos 2007 Salı

Yazının devamı   


EMASYA tatbikatı
bugün mü yapıldı?

1 Mayıs sıkıyönetim ve biber gazı bayramı "kutlandı"

1 Mayıs 2007 Salı

Yazının devamı   


Bir sonraki cinayeti mi bekleyeceğiz?

20 Nisan 2007 Cuma

Yazının devamı


CHP'nin İstiklal Marşı'na ulusalcı-laik yorumu (bizce de yakışır...)

26 Şubat 2007 Pazartesi

Ulan biz bile daha iyi söylerdik, yuh be!
 

 

Öfke
Her Yerde!

Özgürlük Almanya sokaklarını dolduruyor

6 Haziran

 

28 Mayıs

Yerin altından sokaklara Paris’te isyan

1 Nisan

 

9 Mayıs

 

30 Kasım

Tel Aviv caddelerinde
zalimlerin gücüne karşı hayalgücü

8 Şubat

Atina'da
genç öfke büyüyor

25 Ağustos

 

19 Ocak

Kopenhag, kaldırım taşları ve kumsal

8 Ekim

 

7 Mart

 

1 Mart

 

18 Aralık


Söz konusu vatansa, siyasaldaki gençler de teferruattır!

9 Kasım 2007 Pazartesi

İktidarların gençleri savaşlarında öldürtüp, bir de “şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganlarıyla ürettiği ağzı salyalı linç kitlelerini sokaklara gazladığı şu bol bayraklı günlerde SBF Gerçekleri Söylemekten Tırsanlar Kulübü “İktidarlar ölüsevici değildir” bildirisi dağıtarak ne kadar tırstığını gösterdi.

Haber ve bildiri için >>>

Hayatlarımıza yapılan çıkarmaya karşı hayattan yana çıkartma, afiş…

Eve, okula, sokağa,
en yakın duvara

1 Kasım 2007 Perşembe

Her tarafın yaşasın ölüm sloganıyla doldurulmaya çalışıldığı bugünlerde, hayattan ve özgürlükten yana olanlar, “zalimlere inat yaşasın hayat” demeye, bir adım bir adım daha yürümeye devam ediyor. Hazırladığımız afiş ve çıkartmalar (sticker’lar) matbaadan sıcak sıcak geldi, hatta asılmasına çeşitli yerlerde başlandı bile.

AFİŞLER

ÇIKARTMA

İstanbul duvarlarında
%52 yolculuğu 

Eğitimci gardiyanların yeni eğitim-disiplin yılını canıgönülden kutlarız (!)

MAL otoritelere karşı hayalgücünün kahkahaları

25 Eylül 2007 Salı

Maltepe Anadolu Lisesi (M.A.L.)’nin müdürü Nurettin ve onun MAL idare çetesi, bugün, her zamanki disiplin zebaniliklerini aynı şekilde uygulayacaklarını düşünerek başladılar güne.

Ta ki…

MAL’ın idare çetesine ve eğitimci gardiyanlarına öfke duyan MAL-LAMA’nın bülteni gökyüzünden yağana dek!

Bugünün ayrıntılarını ve MAL-LAMA’nın bülteninin 1. sayısını okumak için 

 

%52 ÖFKE'NİN 3. SAYISINDAN...

19 Temmuz 2007 Perşembe

Dergimizin dağıtımı sürüyor. Şu ana kadar üçüncü sayıya ulaşamayanlar içinse bazı yazıları sitemize yükledik; buradan okuyabilirsiniz.

Dördüncü sayı mı? E, yazılarınız daha gelmedi ki!

Yazıları okumak için

 

Bu dünya bizim
ORDU MARS'A

12 Haziran 2007 Salı

Militarizmin kan ve barutla yoğrulmuş faşizan ruhu bugün dünyanın dört bir yanında her zamankinden daha kanlı ve acımasız son haliyle geleceğimizi de kana bulamaya devam ediyor. İşte böyle bir zamanda böyle bir ülkede kimilerinin ordu göreve; kimilerininse ordu kışlaya söylemlerine karşın top yekûn özgürlüğün hayalini kuranlar olarak ORDU MARS’A diyor ve bu dünyanın bizim olduğunu inadına haykırıyoruz. Bu yarım küreden onlara silahlarıyla beraber veda edeceğimiz günün hayalini Kocaeli Üniversitesi’nde ve İzmit sokaklarında tekrar hayata geçiriyoruz.

Fotoğraflar, video ve bildiri

Cüppeli generallere ve onların güvelerine karşı

Hayalgücü ve gençliğin vicdanı eylemde

23 Mayıs 2007 Çarşamba

Dün İÜ rektörlük sarayındaki cüppeli generallerin güveleri Edebiyat Fakültesi’nde başörtülü bir kadını içeri almayıp kadına saldırmış, gençlerin bu duruma müdahalesi üzerine güveler gençlere de saldırıp bir arkadaşımızı darp etmişti.

Bugün engizisyoncu rektörlüğün kışla üniversitesindeki baskılara öfke duyan gençler, başörtüsü takıp Laleli’den yürümeye başlayarak Edebiyat Fakültesi’nin kapısının önüne dikildiler.

Eylem haberi ve fotoğraflar

 

Cüppeli generallerin
güvelerinden saldırı

 


Neden %52? Anlamak için mutlaka okuyun: