|













15 Haziran 2007 Cuma:
“Tabutu çalınan cemaat”, yılmadı, yırttı kefeni:
ÖSS’ye İnat Yaşasın Hayat!
23 Mayıs 2007 Çarşamba:
Cüppeli generallere ve onların güvelerine karşı Hayalgücü
ve gençliğin vicdanı eylemde
19 Mayıs 2007 Cumartesi:
"19 Mayıs firarileri" iş başında
30 Nisan 2007 Pazartesi:
Sadece Bodrum Paşası'nı dinleriz, faşist korku filmini bir
daha izlemeyeceğiz!
14 Nisan 2007 Cumartesi:
Araf: Artık yeter lan!
29 Mart 2007 Perşembe:
%52, Koç Holding ile taşak geçti!
17 Mart 2007 Cumartesi:
Zoom'cu Mesut'a cevap
15 Mart 2007 Perşembe:
"Lanetlitepe"den Kocaeli sokaklarına Araf






Göztepe-Bostancı %52 hattından gece görüntüleri
(17 Kasım)

Son 3 mesaj...
yusuf (16 Nisan 2008)
arkadas lar yasim 30 olamasina ragmen sizin eylemleriniz
ze ozel...
UkaLa_CocuK (25 Mart 2008)
Sitenizi Devamlı Takip Ediyorum... Sizi Destekliyorum.
ece arkadaşımın dediği gibi...
ece (6 Mart 2008)
merhaba bn izmrden ece dünden beri afişleri coqaltıp
daqıtyorum a4 boyutunda...




ofke@yuzde52.org
nedir@yuzde52.org
|
|
|
YEŞİL
VE
|

|
CUMARTESİ
|
Gözlerini para bürümüşlere dolar saçtık.
Elleri kanlı soyguncuların havuzlarına oraya yakışan rengi verdik!
14 Mayıs Çarşamba
|
|
|
Cevahir Soygun Merkezi
|
|
|
|
Tepe Nautilus Soygun
Merkezi
|
Tükete tükete tükenenlere
%52’den büyük katkı!
Kapitalizmin kutsal tüketim
günlerinden, annelerin gelecek yatırımı çocuklarından “avans”
çektiği, kredi kartı bonusuna “ana sevgisi” illüzyonunun yüklendiği
“anneler günü”nden bir gün önce, İstanbul’daki iki soygun merkezine
soyulmaya gelmiş tüketicilere dolar saçtık.
Tüm dolarları dağıttıktan,
insanlar güzelce kapıştıktan sonra, bir buçuk yıl önce 16 yaşındaki
Burak ve 3,5 yaşındaki Ayşenur’a mezar olan Cevahir Soygun Merkezi’nin
gösterişli ve fıskiyeli havuzunu kan kırmızısına çevirdik.
“Anneler günü”, kredi kartı
son ödeme tarihlerinin intiharlarla hayat limitine dönüştürüldüğü
bu tükeniş kültüründe, cepteki son kuruşun dahi gaspçıların
kasasına akıtıldığı, gaspçıların kutsal soygun gününe tüketicilerin
de güle oynaya “beni de (s)oyun” diye katıldığı bir tüketim
ayini ve bu ayinde artık her sınıfa göre çeşitlenen kutsal tüketim/soygun
mabetleri hınca hınç dolar. Biz de bu mabetlerden Cevahir Soygun
Merkezi ile Kadıköy Tepe Nautilus’a aynı günde ve aynı saatlerde
iki ziyaret gerçekleştirdik.
Neler olup bittiğini videolardan
izleyebilirsiniz zaten. Ama nasıl olduğunu buradan okuyabilirsiniz:
10 Mayıs öncesinde oturduk, her bir ayrıntısına özen gösterdiğimiz
çeşitli dolarlar hazırladık.
(Dolarları görmek için tıklayın). 100’lük ve 52’lik banknotlar
halinde tomar tomar dolarları cebimize doldurduk, kan kırmızısı
gıda boyası kavanozunu çantamıza koyduk, 10 adet kamerayı ekiplere
paylaştırdık, eh, çabuk çakılmayalım diye şöyle şıkça da giyindik
ve 10 Mayıs’ta soygun merkezlerinin yolunu tuttuk. %52 Öfkenin
Hayal Güçleri’nin ortaklaşa organize ettiği eylem için, Robertson&Cumali,
Gerçekleri Söylemekten Tırsanlar Kulübü, Yeldeğirmeni Otonomu
ve MALlama’dan eylemciler Cevahir Soygun Merkezi’ne, Mor(+),
Korsan, Gülsuyu Otonomu ve Cemiyet-i Hergele’den eylemciler
de Kadıköy Tepe Nautilus Soygun Merkezi’ne gitti. Paranın saçılacağı
ve beş farklı açıdan çekimlerin yapılacağı yerlerimizi seçtik
(kan havuzunun yeri zaten belli) ve havadan dolarlar yağmaya
başladı.
Boyut ve renk olarak gerçeğiyle
aynı dolarlar yere yaklaştıkça gördüklerimiz karşısında “gözümüz
korktu” mu demeliyiz, yoksa “bildiğimiz çıktı” mı, tam emin
değiliz. Paraları çaktırmadan cebine/cüzdanına atanlar, kendisi
rezil olmamak için paraları çocuklarına toplatanlar (kutsal
anneler!), yağan para karşısında ilk şaşkınlığını attıktan sonra
yere kapananlar… En laikçi politikacıların mahalle baskısı zırvalıklarının
malzemesi ve destekçisi kadınların da başörtülü kadınların da
doları görünce diz çökmesi, iktidar borazanı analizciler tarafından
“işte toplumsal barış” olarak mı yorumlanmalı, yoksa kavram
uydurma yarışına biz de “kapitalizm baskısı”yla katılabilir
miyiz, bunu ahkâm kesicilere bırakıyoruz. Panik yaşayan özel
güvenliklerin bazılarının dolara (gerçek sanıp) atlaması da
gözlerimizi yaşarttı (gülmekten). Ama sanırız, üst katlardan
birinde çekim yapan arkadaşımıza yaklaşan bir kişinin söylediği
şu söz durumu özetliyor: “Gerçekse, şurdan atlarım aşağıya!”
Aslında birebir gerçek dolar atmamamızın bir sebebi de bu ihtimalden
çekinmemizdi gerçekten de!
Daha inşaatı sürecinde bir
işçinin öldüğü, açıldıktan bir süre sonra 13 gün arayla Burak
ve Ayşenur’un canını alan, gençlerin güvenlikçiler tarafından
arka odalara çekilip dövüldüğü Cevahir Soygun Merkezi’nin o
cafcaflı tüketim cilasının altındaki kanı havuzundan açığa çıkarmak
ise bu soyguncu katillere karşı ayrı bir hatırlatmaydı. Aşağılık
soyguncular, kardeşlerinin Burak’ı ve Ayşenur’u unutmadığını
bilin. Panik içinde ortalıkta dolaşan güvenlikçilerinize hiç
güvenmeyin, onlar biraz önce dolar kapışıyordu! Ellerinizdeki
kanı görüyoruz, sizin “alan memnun satan memnun”lu tüketim ayinlerinize
soyulmaya gelenlerle yaptığınız vicdansızlık ittifakı bunu örtemez!
Sonuç olarak, bu videolardaki
görüntülerle yaşadığımız topraklarda gaspçı sistemin pompaladığı
insanlık durumuna dair değişik açılardan analizler yapılabileceğini
düşünüyoruz.
Başlangıç olarak ise,
bu, sadece adımlardan biriydi! Hayatlarımızı gasp etmeye çalışanların
paralı-kanlı-iktidarlı yüzlerini teşhir edip özgürlükten ve
insanlıktan yana adımlar atmak ve hayalgücünü eyleme geçirmek
için şimdi bahar güneşinin eşliğinde havayı daha da ısıtma zamanı!
Zalimlerin gücüne karşı hayalgücü eylemlerinin yaratılmasına
hayalgücüyle katılmak isteyenlere çağrımızdır: Haydi! Önümüzdeki
günlerde daha atacak çok adım var! İktidarların hayatlarımıza
saldırdığı her yerde, tüm saldırıların karşısında hayalgücümüzün
ve öfkemizin özgürlük ve hayat için ayakta olduğunu gösterelim.
Bütün ayrıntılar için:

|
|
Öfkenin izi
Gülsuyu duvarlarında
|
|
15 Mayıs Perşembe -
İktidarların hayatlarımızı daha fazla gasp etmek için ördüğü
duvarlarda %52’nin yolculukları sürüyor. Gülsuyu Otonomu,
öfkeyi Gülsuyu duvarlarından da iktidarların yüzüne çarpma
adımlarını afişlerle de sürdürdü. Özellikle Ertuğrul Gazi
Lisesi ve civarındaki mahallelerde, gündüzden başlayıp
geceye uzanan afişleme yapıldı. Özgürlüğün duvarlarda
bıraktığı izler artarak sürecek.
|
%52 ile Yıldız’ın duvarlarında
güzel bir gün daha
24 Nisan Perşembe -
Bugün %52, Yıldız Üniversitesi duvarlarında dolaştı. Dışarıda
ve içeride duvarları donattıktan sonra, hava biraz serince olsa
da, deniz kokusunu içine çekmek için her zamanki gibi Beşiktaş
sahiline indi.
%52'den
bahara yakışan, duvara yapışan afişler
|
|
|
|
21 Nisan Pazartesi
- Elimizdeki kostik kiloluktu tabii, ama biz
hepsini kullanmadık. (Kalanla sonra dışarıyı yapacağız.)
Kaba boşalttık, suyla güzelce karıştırdık, Boğaz
manzarasında elde fırça ve %52’nin yeni afişleri,
bir de kostik dolu leğenle dolaşmak nasılmış, bir
bakalım dedik. Güneyden kuzeye hem yürüdük, hem
de duvarları donattık.
|
|
|
20 Nisan
Pazar -
Dün, gün bitmeye
yüz tutmuş, yanda gördüğünüz gibi aşçılar eve
gitmek için son hazırlıklarını yaparken, %52’nin
çocukları da matbaadan sıcak sıcak yeni gelmiş
afişlerle sokakları dolaşmaya başladı. Hani,
afişler de bahara gerçekten yakışacak afişler
oldu. Gerçi gaspçı iktidarlar ve eğitimci zebaniler
hiç hoşlanmayacak, ama %52'nin çocuklarının
bu afişleri duvarlara yapıştırmaktan keyif alacağına
eminiz.
Gözüne afiş
için güzel duvarlar kestirmiş olanlar, okul
yolunun sıkıcılığını bozmak isteyenler, sokağa
eli dolu çıkıp eve eli boş dönmeyi sevenler,
gittiği kafede-kitapçıda özgürlük izi bırakmak
isteyenler ve tabii bir de, herkes uykuda bilmem
kaçıncı kabusunu görürken sokakları uyanık tutan
gecenin çocukları, afişleri edinmek için iletişime
geçebilirler.
|
Unutmadan: Afişlerin
baskısı gerçekten güzel olmuş, ama sayısı az.
Hemen gelip alabilirsiniz:
Serasker Cad.
Osmancık Sok. Talatbey Apt. No:11/4 Kadıköy - İstanbul
|

|
|

|
|
 |
Sessizliğe bir 'fısss'
da sen de!
|
|
Tacizci
kapı ağası! Donunu (yine) unutmuşsun!
Okulda kızların eteklerini dikkatle inceleyip
‘donlu’ laflarla taciz eden kapı ağası sapık
Salih Ağa’ya düşürdüğü içi boklu donunu
18 Nisan gecesi bir daha geri verdik. Kendisine
donunu geçen Ekim'de geri vermiştik ama
baktık ki sahip çıkamamış, okulun demir
parmaklıklarına sapladık.
Sapık Salih nasıl morardı
>>>
|
|
Duvarlarınızı
yıkmadan önce son uyarı!
Gecenin çocukları olarak uykuya dalıp kabus
görmek yerine, bisikletlerimize atlayıp
çalınan hayallerimizi geri almak için sessizliğe
"fıssssssss" dedik.
Video ve fotoğraflar >>>
|
|
Zebanilere
posta koymada klasik tarz
Artık her şey e-maille işlese de biz klasik
posta tarzının da özellikle eğitimci zebanileri
çıldırtma-morartma alanında kullanılabileceğini
düşünüyoruz. O yüzden de, kalemi-kağıdı
elimize aldık, sevgili öğretmenciklerimiz
ve okulları hakkındaki tüm samimi düşüncelerimizi
kelimelere döktük.
Şikayetnâme için >>>
|
|
Öğrenci
Soygun Sisteminin kalesine ziyaret
Kadıköy’ün köklü ÖSS soyguncularından Final
Dershanesi’nin duvarlarını ve çevresini
karalayalım dedik. Sonuç mu?
Video ve fotoğraflar >>>
|
|
Tükeniş toplumuna yeni sezon ürünleri!
Çamaşır
suyunu parfüm şişelerine, şırıngalara ve
şaka yüzüklerimize doldurduk. Daldık Bahariye’deki
en pahalı mağazalara...
Defileye davetlisiniz >>>
|
Moda yolunda %52'li bir bahar gezintisi

Baharın tatlı sıcaklığı kendisini yavaştan
hissettirirken, sokaklarını
%52'nin süslediği bir Moda gezisi…
Gezmek için
>>>
|
Pendik Denizcilik’i Korsan bastı!
Her
zaman kaçmaya çalıştığımız duvarlardan bu
sefer girdik geceden, okulun
içine, dışına, altına üstüne öfkemizi ve
hayalgücümüzü yazdık.
Fotoğraflar, ayrıntılar >>>
|
|
|
2008 Gençlik Oyunpiyatları Ana
Sayfa
>>>
|

|
|
|
Her bir yanı kaplamış
sistem zorunluluklarından midesi bulananlar ve özgürlüğe
susamışlar!
Aklının dersli-okullu-eğitimli
hapishanelerde süngere dönüşmüş olmasındansa bir karış
havada olmasını yeğleyenler!
Öğretmenine, müdürüne,
top oynarken maçı durdurup geçen arabaya, sistemin moron
monotonluklarına, “o yasak bu zararlı” sünelerine ve
hatta “eylem budur, afiş şudur” kalıplarına gıcık olanlar!
Sokakta terlemeyi ve
ardından terli terli su içmeyi, dersi kaynatmayı, hocayı
ağlatmayı sevenler, okulu kırmayı gurur meselesi sayanlar,
baskıya-zorunluluğa-disipline-eğitime gelemeyenler!
“Çok güzel bir eylem
buldum ama nasıl duyuracağım” deyip şimdiye kadar yapmaktan
vazgeçmiş olanlar!
İçindeki çocuğu büyütmeyenler,
17’sinde ölmeyi reddedenler, boyun eğmeyenler, asiler,
deliler, serseriler!
Başını belaya sokmaktan
hoşlananlar!
|
|
|
GENÇLİK OYUNPİYATLARI BAŞLADI
Haydi!
Sokakları geri
alıyoruz!
İktidarların
kaleleri okulları iktidarlara dar ediyoruz!
|
|
2008
Gençlik Oyunpiyatları Ana Sayfa
>>>
|
|
Bostancı
İlköğretim müdüründen
14 yaşındaki gence ırkçı dayak
6 Mayıs 2008 Salı
Yer:
İstanbul Bostancı İlköğretim Okulu. 6-14 yaş arasında
1500’e yakın çocuk ve gencin her gün gittiği bir okul.
8. sınıfa kayıtlı 14 yaşındaki Ş. okul bahçesinde dururken,
okulun müdürü Hikmet Arslan odasının camını açıp Ş.’yi
bağıra çağıra odasına çağırır. Ş.’yi odasının kapısında
“karşılayan” müdür Arslan, Ş.’nin saçının uzunluğunu
ve kıyafetini (ceketsiz ve spor ayakkabılı olmasını)
bahane ederek, odasına çeker ve vurmaya başlar. Kulaklarını
çekip tokat atarken, müdürün ağzından düşürmediği şu
laflar dayağın gerçek gerekçesini gösterir: “Şuna
bak, zaten Çingene çocuklarına benziyorsun, Romanlara
benziyorsun, Kürtlere benziyorsun”. Ayrıca, Ş.’nin
ailesiyle ilgili aşağılayıcı hakaretlerini de ağzından
düşürmez. Sonra da Ş.’yi hakaretlerini ve ırkçı söylemlerini
sürdürerek odasından atar.
Bu olay bugün gerçekleşti.
Okuldaki çocuklara ve gençlere yönelik ırkçı-faşist
söylemleri ve uygulamaları bilinen müdür, Ş.’nin ekonomik
durumuyla ilgili “yorumlar”ını da ihmal etmedi!
Yaşadığımız toprakların
pek çok yerinde her gün duyduğumuz, yaşadığımız müdür-öğretmen
saldırıları, öğretmenlerin gençlere yönelik ortaya çıkan
tacizleri, son hızla ilköğretimlere yayılıyor. Disiplinci
toplama kampı uygulamaları, faşist nutuklara, ırkçı
saldırılara, hastanelik edinceye kadar atılan dayaklara,
küçücük çocukların hayatları boyunca unutamayacakları
acılara karışıyor. Tüm bu saldırılar, politikacı ve
bürokratların eğitimci gardiyanlara “çocukları dövme
izni” (hatta “çocukları dövün” emri) verdiği genelge-yönetmelik-raporlarıyla
kılıfına da uyduruluyor.
Bugün “liselerde şiddet"i
tartışırken eğitimcilerin gençlere yaptıklarını göz
ardı edenler, yakın zamanda “ilkokullarda şiddet”i tartışmaya
başlarlarsa diye uyarıyoruz. Gerekçesi orada duruyor,
okullarda her gün yaşanıyor! Gerçekten de, “Ey öğretmenler,
yeni nesil sizin eseriniz olacaktır!”
|
Bugün, herhalde, polisin bayramıydı!
Devlet de, polisine “yapın yapabildiğinizce polisliğinizi” emri
verdi!
1 Mayıs gaz cop dayak bayramı
binlerce polis ve askerin katılımı ve devlet terörüyle “kutlandı”!
1 Mayıs 2008
Perşembe
Polisin
ve askerin Taksim merkezli olarak dünden beri yaptığı “kutlama”
hazırlıkları sonrasında, bugün 1 Mayıs polisin gaz bombası,
tekme, tokat, tazyikli su gösterileri eşliğinde “kutlandı”.
Şişli’den Galatasaray’a kadar ortalığı kaplayan gaz bulutu İstanbul
Valiliği’nin “kutlama”ları daha da coşkulu kılmak için yaptığı
göz yaşartıcı bir katkı oldu! Gösteriyi yapanlar polis ve asker
olduğu için, pek tabii ki, halkın kutlama alanına katılması,
hatta yaklaşması bile engellendi, yaklaşanlar mümkün olan en
sert şekilde “etkisiz hale getirildi”. Taksim Meydanı’nda gösteri
düzenleyen polislere ve onlara destek için gelen askerlere,
yukarıda durmadan uçan helikopterler eşlik etti. Polisin 1 Mayıs
gaz cop dayak bayramının en önemli anları, hiç kuşku yok ki,
polislerin polisliklerini, devletin devletliğini gösterip insanların
üzerine saldırdığı zamanlar oldu. Pek çok polisin bunca insanlıkdışı
olmanın verdiği hislerle, cop yetmediğinde tekme tokatla giriştiği
görüldü. İstanbul devlet terörü tarafından teslim alındı, devletin
kolunun uzanamadığı yerlere gaz bombalarının uzandığı ispatlandı.
Polisler “genç unsurlar” gördükleri an, zıvanadan çıkıp derhal
saldırıya geçtiler! Bilhassa bir hastanenin acil servisine atılan
gaz bombaları, devletin bugün hayata saldırma konusunda hiçbir
sınır tanımadığını gösterdi. Polisler, bugünkü savaşın hatırına,
pek çok binaya da saldırdılar, ganimet misali dağıttılar, 500’den
fazla da esir alarak, insanlığa ve hayata nasıl yaklaştıklarını
gösterdiler.
Taksim’deki polis gösterisini düzenleyenlerden
coplu Cerrah’ın, koruma ordusuyla İstanbul’u yeniden fethetmişçesine
Taksim Meydanı’na girişi ve turlaması kayda değerdi. Duvar kenarlarında
sıkıştırılıp dövülenler, haniyse öldürecek kadar çok gaz bombası
yiyenler, yerlerde tekmelenenler, tedavi için hastaneye gidip
daha da çok hastanelik olanlar, devlete devletliğini, polise
polisliğini hissettirdi. Devlet bugün bütün terörüyle İstanbul’u
teslim aldı, “ben devletim” dedi. Doğru, gazıyla, dayağıyla,
sıkıyönetimiyle, panzeriyle, insan-düşmanlığıyla, devlet budur!
Devlet bugün Taksim’de olandan başka bir şey değildir.
|
Bugün 23 Nisan,
öfke doluyor insan
EKMEK
YOKSA BAYRAM YİYİN!

|
14 yaşındaki
Sercan, her gün günde sadece bir dilim margarinli
ekmekle hayatta kalmaya çalışırken, geçen
hafta açlığın verdiği dalgınlıkla bir arabanın
altında kalıp öldü.
23 Nisan
gerontokrasi ayininde, çocukları önlerinde
sıraya dizip sevgi ayaklarına iktidar ayinleri
yapan, tükürükler saçarak "gençlik gelecek"
nutukları çeken alçaklar!
Bilin
ki, öfkemiz üzüntümüzden büyük!
İnsan
olduğunu unutmamış olanlar, öfkesi hayat
dolu olanlar, kardeşlerimizin hayatlarını
çalıp devletli-şirketli ceplerinize para
ve iktidar doldurduğunuz aşağılık gaspçı
sisteminize karşı Sercan'ın da öfkesiyle
yürümeye devam edecek!
|
|
|
Kocaeli’nde imkânsızı reddeden
mektuplar
1
Nisan 2008 Salı
İmkânsızın
lanetinin soluduğumuz havaya karıştığı bir yerde ‘Lanetlitepe’
de imkânsızı reddedenlerin bildirileri geçtiğimiz hafta
boyunca mektuplar halinde adreslerine postalandı; şimdi
yanıtlar bekleniyor. Baharı selamlayanlar, herkesi,
giydirilen üniformalarını çıkarıp hayatı üzerlerine
giymeye ve imkânsızı reddetmek için bir adım daha atmaya
çağırıyor.
Haber ve bildiri için
>>>
|
|
Mezarı: Okul bahçesindeki lağım çukuru.
Mezar taşı: Okul sırası.
Eğitimci zebaniler! Unutacağımızı
sanmayın!
31
Mart 2008 Pazartesi
|

|
|
Bu fotoğraf, dün değil, 2007 Kasımında çekildi.
Dün, 5 yaşındaki Mazlum bu lağım çukurunda boğularak
öldü. |
Muş’ta, Kızılağaç İlköğretim
Okulu’nun bahçesindeki lağım çukurunun üstü aylardır
açık. Müdür, çukurun üstünü bir okul sırası ile güya
kapattırmış. Dün, 5 yaşındaki Mazlum, bu çukura düştü
ve boğularak öldü.
Şimdi… Haydi, “Haydi kızlar
okula” kampanyaları yürüten aydınlanmalı-modernleşmeli
tepeden inmeli-binmeli “eğitim şart”çılar, bunu “kaza”
diye açıklayın! Haydi, kayıt parası rantiyesi okul-aile
işbirlikleri, “ihmal” diye kıvırın!
Okul bahçesindeki lağım çukuru
bir kardeşimizin mezarı, okul sırası da mezar taşı olmuşsa,
bu ölümün her bir ayrıntısının %52’nin çocuklarının
hafızasına ve öfkesine kazındığını bilin, iktidarlar!
Bilin ki, hayatımızın en güzel yıllarında bizi okul
denen lağım çukurlarına gömmeye çalışan siz zalimlere,
Mazlum kardeşimizin yaşanamamış hayatını unutturmayacağız!
Gerçekten, sizin o çok övündüğünüz
“tevhid-i tedrisat”ınızı biz de kabul ediyoruz: Tek
tek her bir okulunuz, insanlığa ve gençliğe yönelik
eğitim saldırısının parçasıdır; tek tek her bir okulunuz,
eğitimci gübrelerle dolu bir lağım çukurudur! İktidarlarınızın,
bu topraklardaki çocukları ve gençleri hiçbir şekilde
umursamadığını çok iyi biliyoruz. O mağrur ve
gururluymuş gibi başınızın dik durmasının tek sebebi
de, boğazınıza kadar bok çukuruna gömülmüş olmanızdır!
Hayatlarımızı lağım çukurlarınızda
boğmanıza daha fazla izin vereceğimizi sanıyorsanız,
yanılıyorsunuz!
(Not: Çocuklarını çok düşünen ana-babalar, söyleyin,
sokaklar mı daha tehlikeli, okullar mı?!)
|
|
Koç
tırstı, bu kez gizli gizli geldi!
Boğaziçi Üniversitesi Yeraltı
Kariyer Günleri başladı!
26
Mart 2008 Çarşamba
Kariyer günleri adı altında
tezgahlanan geleneksel köle pazarlarının eski tadı kalmadı.
Özgürlük ve hayattan yana olanların “saldırılarından”
bunalan gaspçı şirketler köle avlamaya her yıl daha
az sayıda gelmeye başlayınca, her köle pazarında ranta
doyan Kraliçe Ayşe ve köle komisyoncusu öğrenci mafyalamaları
İK\ENSO da yıldan yıla kaybettikleri ranttan doğru paniğe
kapılmış olsalar gerek ki ellerinde kalanları korumak
için kariyer günlerini yeraltına çekmeye karar vermiş.
Kendisiyle geçilen taşağın acısını unutamayan Koç Holding
gizli gizli gelmiş, çaktırmadan köle pazarını kurup
kaçmış. Nerede o her zamanki tantanalı duyurular, tanıtımlar?
Nerede her duvarı kaplayan janjanlı afişler?
Koç Holding Gizli Köle Pazarının
düzenleneceği tarih sır gibi saklandı, hatta düzenleneceği
haber bile edilmedi. Organizasyona büyük bir gizlilik
hakimdi. Bütün kariyer günü takviminin yer aldığı İK\ENSO
internet sitesinde Koç Holding’in adını ara ki bulasın!
Tek duyuruyu bir-iki saat önceden yollanan maille yaparak
“tehlikeler” uzak tutulmak istenmiş olsa gerek. Kapıda
duran gözcülerin gelenlere parola sorduğu da söylentiler
arasında.
Türkiye ordusuna ölüm makineleri
üretmesi, rant şebekesi üniversitesini orman katliamları
üzerine inşa etmesi, küresel gaspın Irak saldırısında
yaşanan katliamlardan kâr etmesi, bu toprakların en
büyük kanemicilerinden olan Koç Holding’e öfke duymak
için sadece bir kaç sebep. Kendisine “hoş gelmedin!”
diyecek olanların varlığından haberdar olup korkusundan
yeraltına çekilmek zorunda kalan Koç ve bütün gaspçılar,
tırsmaya devam edin! Köle pazarlarında, rahat rahat,
hayatları alıp satmanıza razı olmuyoruz. Zalimlere İnat
Yaşasın Hayat diyenler, yeraltına da kaçsanız, öfkelerini
suratınızda patlatacaklar!
%52,
Koç'la nasıl taşak geçmişti, hatırlayalım
Eylemin ayrıntıları
>>>
|
|

|
Yine
geliyorlar, havamızı, suyumuz, toprağımızı zehirlemeye…
Bu kez siyanürle saldırıyor gaspçı katiller! Bergama’da,
Eşme’de yaptıklarından sonra şimdi de Kaz dağlarını
siyanürle dağlamaya geldiler, öyle mi? Hayır! Kazın
ayağı öyle olmayacak! Yok öyle yağma, yok öyle talan!
Kaz dağında mezar kazamayacaklar!
Biz ölüm değil,
hayat solumak istiyoruz. Siyanürcü katilleri de,
kazacakları mezarlardan ölüm getirecek altınları
da istemiyoruz. Siyanürlü gaspçıların, nükleerci
katillerin, turizmci yalancıların suçuna 'sus payı'yla
ortak olmayacak, hayatı talan etmelerine seyirci
kalmayacağız! Altın için hayatı ayaklar altına alan
gaspçılara izin vermeyeceğiz.
Kaz dağlarında mezar kazıcılara yer yok!
Siyanürlü katillere hayır!
|

Tırsıyoruz, tırstıkça sıra bize gelecek diye daha
çok tırsıyoruz. Çok fazla “Yaşasın Ölüm” sloganı
var ortalıkta, ama biz hayatı seviyoruz. Hayatı
boğuntuya getiren bayraklı-linçli-salyalı kütleleşmenin
karşısında kem küm etmiyoruz, alttan almıyoruz,
sağdan soldan kıvırmıyoruz, direkt söylüyoruz:
biz harbiden tırsıyoruz.
Bu terörün ortasında tırsak kalmışların da az olmadığını
biliyoruz. O sebeple BİZ KAÇ TIRSAĞIZ kampanyamızı
başlatıyoruz.
BÜTÜN TIRSAKLAR
SAFLARI SIKLAŞTIRIN!
BİZ
KAÇ TIRSAĞIZ yaz, boşluk bırak, mesajını yaz,
ofke@yuzde52.org
adresine yolla veya
formu doldurup gönder,
tırsak mesajın yayınlansın!
Hayatta kalmak için
akıllı işaretler,
mesajlar
>>>
|
|
 |
Günün
Gübresi
|
16 Mayıs Cuma
 
Sebebi gıda mıdır yoksa
şebeke suyu mu, devlet özenle saklıyor, ama Aksaray'da
kitlesel zehirlenme yaşanıyor, son iki günde 2 binden fazla
insan ishal, kusma ve karın ağrısı şikayetiyle hastanelere
akın etti. Kitlesel kıyım yapmak için bombaya pek ihtiyaç
kalmaması da "ilerleme"nin kazanımı sayılır mı?!

Sıraya girip
Polat Alemdar devşirmesiyle hatıra fotoğrafı çektiren üniformalıların
video görüntüleri
Sağlığına Apo!
13 Eylül 2007 Perşembe
(Ramazanın ilk günü)
Yer: Siirt
Ooooh, götüür!
Yarasın!
CumhurBUSHkanı
zaten belli!
Onun yeni Çankaya taşeronu seçildi!
28 Ağustos 2007 Salı

Yazının devamı

EMASYA
tatbikatı
bugün mü yapıldı?
1 Mayıs sıkıyönetim ve biber gazı bayramı "kutlandı"
1 Mayıs 2007 Salı

Yazının devamı

Bir sonraki cinayeti mi bekleyeceğiz?
20 Nisan 2007 Cuma

Yazının devamı

CHP'nin İstiklal Marşı'na ulusalcı-laik yorumu (bizce de
yakışır...)
26 Şubat 2007 Pazartesi
Ulan biz bile daha iyi söylerdik,
yuh be!

Özgürlük
Almanya sokaklarını dolduruyor

6 Haziran


28 Mayıs

Yerin altından sokaklara Paris’te
isyan

1 Nisan


9 Mayıs


30 Kasım

Tel Aviv caddelerinde
zalimlerin gücüne karşı hayalgücü

8 Şubat

Atina'da
genç öfke büyüyor

25 Ağustos

19 Ocak

Kopenhag, kaldırım taşları ve
kumsal

8 Ekim


7 Mart


1 Mart


18 Aralık

|
|
Söz konusu vatansa, siyasaldaki
gençler de teferruattır!
9 Kasım
2007 Pazartesi

İktidarların gençleri savaşlarında öldürtüp, bir
de “şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganlarıyla
ürettiği ağzı salyalı linç kitlelerini sokaklara
gazladığı şu bol bayraklı günlerde SBF Gerçekleri
Söylemekten Tırsanlar Kulübü “İktidarlar ölüsevici
değildir” bildirisi dağıtarak ne kadar tırstığını
gösterdi.
Haber ve bildiri
için
>>>
|
Hayatlarımıza yapılan çıkarmaya karşı hayattan yana
çıkartma, afiş…
Eve, okula, sokağa,
en yakın duvara
1 Kasım 2007 Perşembe
Her tarafın yaşasın ölüm sloganıyla doldurulmaya
çalışıldığı bugünlerde, hayattan ve özgürlükten
yana olanlar, “zalimlere inat yaşasın hayat” demeye,
bir adım bir adım daha yürümeye devam ediyor. Hazırladığımız
afiş ve çıkartmalar (sticker’lar) matbaadan sıcak
sıcak geldi, hatta asılmasına çeşitli yerlerde başlandı
bile.
İstanbul duvarlarında
%52 yolculuğu

|
Eğitimci gardiyanların yeni eğitim-disiplin yılını
canıgönülden kutlarız (!)
MAL otoritelere karşı hayalgücünün kahkahaları
25 Eylül 2007 Salı

Maltepe Anadolu Lisesi
(M.A.L.)’nin müdürü Nurettin ve onun MAL idare çetesi,
bugün, her zamanki disiplin zebaniliklerini aynı
şekilde uygulayacaklarını düşünerek başladılar güne.
Ta ki…
MAL’ın idare çetesine
ve eğitimci gardiyanlarına öfke duyan MAL-LAMA’nın
bülteni gökyüzünden yağana dek!
Bugünün ayrıntılarını
ve MAL-LAMA’nın bülteninin 1. sayısını okumak için

|
| |
%52 ÖFKE'NİN 3. SAYISINDAN...
19 Temmuz 2007 Perşembe

Dergimizin dağıtımı sürüyor. Şu ana kadar üçüncü
sayıya ulaşamayanlar içinse bazı yazıları sitemize
yükledik; buradan okuyabilirsiniz.
Dördüncü sayı mı? E, yazılarınız daha gelmedi ki!
|
Yazıları okumak için
|

|
|
Bu dünya bizim
ORDU MARS'A

12 Haziran 2007
Salı

Militarizmin kan ve barutla yoğrulmuş faşizan ruhu
bugün dünyanın dört bir yanında her zamankinden
daha kanlı ve acımasız son haliyle geleceğimizi
de kana bulamaya devam ediyor. İşte böyle bir zamanda
böyle bir ülkede kimilerinin ordu göreve; kimilerininse
ordu kışlaya söylemlerine karşın top yekûn özgürlüğün
hayalini kuranlar olarak ORDU MARS’A diyor ve bu
dünyanın bizim olduğunu inadına haykırıyoruz. Bu
yarım küreden onlara silahlarıyla beraber veda edeceğimiz
günün hayalini Kocaeli Üniversitesi’nde ve İzmit
sokaklarında tekrar hayata geçiriyoruz.
Fotoğraflar, video
ve bildiri

|
Cüppeli generallere ve onların güvelerine karşı
Hayalgücü ve gençliğin vicdanı eylemde
23 Mayıs 2007 Çarşamba
Dün İÜ rektörlük sarayındaki cüppeli generallerin
güveleri Edebiyat Fakültesi’nde başörtülü bir kadını
içeri almayıp kadına saldırmış, gençlerin bu duruma
müdahalesi üzerine güveler gençlere de saldırıp
bir arkadaşımızı darp etmişti.
Bugün engizisyoncu rektörlüğün kışla üniversitesindeki
baskılara öfke duyan gençler, başörtüsü takıp Laleli’den
yürümeye başlayarak Edebiyat Fakültesi’nin kapısının
önüne dikildiler.
|
Eylem
haberi ve fotoğraflar
|
 |
|
Cüppeli generallerin
güvelerinden saldırı
|

|
|
|
|